Hıdır Abdal Ocağı

Hayatı

9. y.y.’den itibaren Türklerin İslam ile tanışmasıyla var olan Tasavvuf düşüncesi daha da temelleşmiş, Ahmet Yesevi’nin öğrencisi Hacı Bektaş Veli ve diğer Horasan Erenleri Anadolu’ya akın akın gelmişler, Anadolu topraklarını gönülleriyle, sazlarıyla, sözleriyle fethetmiş ve İslamlaştırmışlardır.

Hıdır Abdal Sultan bu Horasan Erenlerinden biridir. Hıdır Abdal, Hacı Bektaş Veli’nin halifelerinden biri olup, Anadolu Alevilerinin tek Düşkünler Ocağı olma özelliğine sahiptir. Hıdır Abdal hakkında kesin bir biyografik bilgi elimizde yoktur. Bilinen tek şey Karacaahmet Sultanın üç oğlundan biri olduğudur. Elde bulunan bazı şecereler ve türbesinin duvarında bulunan yazıtın Hıdır Abdal’ın 13.y.y.’nin ortalarında yaşadığını ispatlamaktadır. Hıdır Abdal, Hacı Bektaş Veli’nin dergâhında eğitim görmüş, teoloji ve ruh bilimi hakkında kendisini yetiştirmiştir. İcazet aldıktan sonra tekkesini kurmuş, hakka yürüyene kadar düşkünleri yargılama görevini üstlenmiştir. Hıdır Abdalın hakka yürüme tarihi hakkında da kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

 

İnanç Dünyası

Hıdır Abdal Sultan, Hz. Pirden icazet almış, kendisine Pir tarafından düşkünleri kaldırma, yani Alevilikte yol terbiyesine aykırı suçlar işleyenleri yargılama görevi verilmiştir. Diğer bir deyişle de toplumsal suç işleyenleri yargılayıp cezalandırma görevi verilmiştir. Hıdır Abdal Ocağı bu anlamda ocaklar arasında üst mahkeme konumundadır. İnanışa göre Hıdır Abdal’ın düşkünleri kaldırma görevini şu şekilde almıştır:

Hacı Bektaş Veli, dergâhında eğitim gören halifelerine görevlerini dağıtır. Görev dağıtımı sırasında orada bulunamayan Hıdır Abdal, dergaha varınca kendisine görev kalmadığını öğrenince üzülür. Hz. Pir, “Niye üzülürsün Ya Hıdır” der. Hıdır Abdal kendisine görev kalmadığını, ondan dolayı üzüldüğünü söyler. Hünkâr “Üzülme ya Hıdır Abdal! Sen ocakların başısın. Benden düşen sana gelsin, senden düşenin de pir dergâhında da dermanı olmasın” diyerek Hıdır Abdal’a bu görevi vermiştir.

 

El aman mürvet kapına geldim

Ver benim muradım Ya Hıdır Abdal

Muhammed Aliye ikrarım verdim

Derdimin dermanı Ya Hıdır Abdal

 

Dedesi Muhammed atası Ali

Hak için verir can ile seri

Düşkünü yargılar mürvetler kani

Derdimin dermanı Ya Hıdır Abdal

 

Hastalara şifa, dertlere deva

Her nereye baksam cemalin orda

Sıdk ile çağırsam yetiş imdada

Can Özkan’ın ceddi ya Hıdır Abdal

 

Hıdır Abdal Sultan’ın düşkünleri yargılama görevi dışında da diğer bir işlevi de, ruh hastalarını tedavi etme kerametine ve bilgisine sahip olmasıdır. Diğer Horasan Erenleri gibi Anadolu topraklarının manevi koruyucularından biri olmuş, Türklüğe ve Alevi inancına çok büyük katkıları olmuştur. Hıdır Abdal Ocağı, Hacı Bektaş’ın maneviyatından beslenmiş, 700 yıldan beri Alevi toplumunun gönlüne taht kurmuş önemli bir inanç merkezi konumuna gelmiştir. Hıdır Abdal, ocak köyünü mekân tutarak Hak Muhammed Ali yolunu, Aleviliği yaymak, taliplerine yolu, erkânı anlatarak onları eğitmek için çalışmış ve Aleviliğin günümüze gelmesi için çabalamış ocaklardan biridir.

 

Düşünce ve İlkeleri

Düşkünler Ocağı olarak bilinen Hıdır Abdal Ocağı, Hak Muhammed Ali yoluna bağlı, Ehlibeyt soyundan ve yolunu sürdüren, kırklar inancını Anadolu’ya taşıyan bir dede ocağıdır. Yaşadığı çağlarda Alevi inancını Hz. Pirin değerleriyle bütünleştirip bulunduğu bölgede bu inancı yaşatmıştır. Hıdır Abdal, soyundan gelen inanç, yol ve erkân ne ise onu yaşatmış, Hz. Pirin felsefesiyle de bütünleştirmiştir. Hıdır Abdalın düşünce ve ilkeleri bu yönde olmuştur.

 

Soyu ve Şeceresi

Hıdır Abdal, İmam Zeynel Abidin evlatlarındandır. Dolayısıyla soyu Hz Muhammed ve kızı Hz Fatıma vesilesiyle Hz. İmam Ali’den gelmektedir. Hıdır Abdal’ın, Ehlibeyt soyundan gelen bir Seyyid olduğunu bize iki temel belge kanıtlamaktadır. Bunlardan biri türbesinin duvarında bulunan yazılı taş, diğeri ise şecere veya silsilenamedir. Türbesinin duvarında şu yazı vardır:

La ilahe İllallah

Muhammedun Resulullah

Sülale-i Pak Karacaahmed Evladı

Es-Seyyid Hıdır Abdal, Hicri 675 (1261)

Buradan anlaşıldığı üzere Hıdır Abdal, Peygamber soyundan gelmektedir. Çünkü o tarihlerde Sülale-i Pak ve Seyyid kelimeleri sadece Peygamber soyundan gelenler için kullanılırdı.

Hıdır Abdal’ın, Hz Muhammed ve Hz İmam Ali’nin soyundan geldiğini kanıtlar diğer bir belge ise şeceresidir. Bu şecere, Osmanlı zamanında Peygamber soyundan gelen Seyyidlerin kaydını tutan Nakib-ül Eşraf adında bir kurul tarafından verilmiştir. Noter onaylı günümüz Türkçesine çevrilen şecerenin birinci bölümünde Hıdır Abdala ait sarığın ( O tarihte Seyyidler yeşil sarık sararlardı) saptanması ve bunun için kaydı tutacak Nakibin belirlenmesinden bahsedilir. İkinci bölümde Peygambere ve onun soyuna övgüler yağdırılır. Üçüncü bölüm ise Hıdır Abdalın Peygambere dayanan soyağacının belirtilmesine ayrılmıştır. Şecereye göre soy şöyledir:

1.                Hz. İmam Aliyyül Mürteza K.V.

2.                Hz. İmam Hüseyin

3.                Hz. İmam Zeynel Abidin

4.                Seyyid Yahya

5.                Seyyid Mustafa

6.                Seyyid Hayran

7.                Seyyid Umman

8.                Seyyid Hüseyin

9.                Seyyid Ali

10.             Seyyid Muhammed

11.             Seyyid Davut

12.             Seyyid Muhammed

13.             Seyyid Muhammed

14.             Seyyid Yusuf

15.             Seyyid Durmuş

16.             Seyyid Muhammed

17.             Seyyid İbrahim

18.             Seyyid İsa

19.             Seyyid Muhammed

20.             Seyyid Mahmud

21.             Seyyid Salabi

22.             Seyyid Ahmet

23.             Seyyid Muhammed

24.             Seyyid Mansur

25.             Seyyid Muhammed

26.             Seyyid Yusuf Kanber

27.             Seyyid Ahmet

28.             Seyyid Umman

29.             Seyyid Nasur

30.             Seyyid İbni Amm Ebi Esseydi

31.             Seyyid Ali

32.             Seyyid Cafer

33.             Seyyid Bali

34.             Seyyid Behlül / Bilal

35.             Seyyid Habib

36.             Seyyid Karacaahmet

37.             Seyyid Hıdır Abdal

 

 

Türbesi

Hıdır Abdal Sultan, Hz. Pirin icazetiyle Erzincan’a bağlı Kemaliye İlçesi Ocak Köyünde tekkesini kurmuş, o bölgede taliplerine Ehlibeyt yolunu anlatmış ve aşılamış; cemini, cemaatini yürütmüştür. Hakka yürüdükten sonra tekkesi türbeye dönüşmüş, 700 yıldır ülkemizin her köşesinden Alevi toplumunun en önemli ziyaretlerinden birisi olmuştur. Onun ve diğer Horasan Erenlerinin yaydığı ışık 700 yıldır da yanmakta ve Aleviler o Erenlerin izinden yürümeyi sürdürmektedirler. Ve halen her yıl Hıdır Abdal etkinlikleri yapılmakta, her yerden insanlar akın akın onun ocağını, türbesini ziyaret etmekte, cemler yapıp kurbanlar kesmektedirler.

 

Selam olsun Hak Muhammed Ali yolunu sürenlere…

Selam olsun Hıdır Abdal Sultana…

Selam olsun tüm erenlere, evliyalara, âşıklara…

 

                                                                                                  

                                                                                                    Özkan Yıldız
                                                                                Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı